İçeriğe geç

Ne Zaman Ders Alacağız?

deprem

       Yedi yıl önce yaşadığımız Van depreminin yıldönümü üzerine bir yazı (Van Depremi Yıldönümü Üzerine) yazmaya çalışırken, yaşadığımız bunca felakete rağmen ne yazık ki, bina inşaatlarında hala aynı hata ve ihmallerin tekrar edildiğine her gün şahit olduğumuzdan bahsediyordum ki, üzerinde çalıştığım bir işin sahibinden gelen telefonda duyduklarımla bir kez daha, bir gün bu yaşananlardan ders alacağımıza dair umudumu büsbütün yitirdim. Telefonu kapattıktan sonra, daha önce defalarca karşılaştığım benzer olaylardan sonra hep yaşadığım moral bozukluğu ve geleceğe dair ümitsizlik ile karışık ruh hali içerisinde aklımdan geçirdiğim ilk şey “Ne zaman ders alacağız?” oldu. Aşağıda yazacaklarımı okuyunca, muhtemelen sizler de aynı şeyi düşüneceksiniz.

     Ticari bir konaklama binası yapmak isteyen bir şahıs, projesindeki bazı küçük eksiklikleri tamamlama konusunda yardımcı olmam için bana geldi. Nispeten önemsiz bir detay olan eksikliği gidermek için projeyi incelediğimde, projede bir çok önemli ve hayati hata olduğunu tespit ettim. Özellikle betonarme projede hayati hatalar vardı. En önemlisi proje herhangi bir zemin etüdü yapılmadan hazırlanmıştı. Bunun yanında, betonarme planlar ile mimari planlar arasında büyük uyumsuzluklar vardı. Ama bütün bunlardan daha vahim bir durum vardı ki, o da bir inşaat mühendisinin, zemin etüdü olmadan ve mimari projeyi tam olarak dikkate almadan bu projeyi hazırlamış olmasıydı.

     İlk başta benden istenen eksik detayı ilave ettikten sonra iş sahibini arayıp, benden istediği düzeltmeyi yaptığımı ancak projesinde önemli ve hayati hatalar bulunduğunu, bu hatalar giderilmeden bu inşaata başlamaması gerektiğini söyledim. Projedeki hataları ve nasıl düzeltilmesi gerektiğini anlatmak için iş yerime çağırdım. Ancak birkaç gün sonra iş yerime gelen iş sahibine yukarıdaki hataları tek tek izah etmeye çalıştım. Bu hataların giderilmesi için de; öncelikle binanın yapılacağı yerde bir zemin etüdü yapılması gerektiğini, daha sonra da zemin verilerine göre yapı analizinin ve betonarme projelerin baştan yapılması gerektiğini söyledim. Bütün bu işlerin de yaklaşık 10-15 gün süre alacağını belirttim. Ancak iş sahibi, bu kadar zamanının olmadığını, işi yapması için bir inşaat ekibiyle anlaştığını ve bir an önce işe başlamak istediğini söyledi. Sonra da benden, çok zaman almasından dolayı zemin etüdü yapmadan projeyi yapmamı istedi. Ben de, zemin etüdü olmadan doğru bir proje yapılamayacağını, böyle yapılırsa baştaki hataların tekrar edilmiş olacağını, kişisel olarak da böyle yanlış bir iş yapamayacağımı söyledim.

     Bu konuşmadan birkaç gün sonra beni aradığında, bu sefer de, anlaştığı inşaat ekibini işe başlatmak için, daha ortada bir zemin etüdü yokken ve yeni proje yapılmamışken, en azından ustalara, yapılacak temeli, mevcut hatalı proje üzerinden tarif etmemi, bu arada bizim de zemin etüdünü ve projeyi yapmamızı istedi. Bunun mümkün olmadığını, temelin bir binanın en önemli kısmı olduğunu, bütün analiz ve hesaplar yapılmadan bir temel projesi yapılamayacağını söyledim. Devamında, böyle önemli bir binanın bu şekilde hatalı bir proje ile yapılmasının ne kadar yanlış olduğunu, proje hatalarını gidermek için gerekli 10-15 günün ona bir şey kaybettirmeyeceğini, zemin etüdü ve betonarme projenin baştan yapılması konusunda ısrarla ikna etmeye çalıştım. Telefonu kapattığımda, yukarıda bahsettiğim ruh hali içerisinde, sonunda ikna ettiğimi düşünüyordum.

     Ama ne yazık ki, birkaç gün sonra, ne yaptığını merak edip aradığımda, söylediklerimin hiç birinin işe yaramadığını ve bu kadar hatanın olduğu proje ile inşaata başladığını söyledi. Bu arada, ruhsat alabilmek her halükarda zemin etüdünü yaptıracak. Benden de, mimariyi mevcut betonarmeye uydurmamı rica etti. Yani işi kitabına uydurmayı… Evet, sonuçta zemin etüdünü de yaptıracak, mimari ile betonarmeyi de birbirine uyduracak. Ama ne için? Doğru bir proje ve bina yapmak için değil, formaliteleri tamamlamak için. Yani her halükarda gerekli zaman, enerji ve para harcanmış olacak ama bütün bunlar doğru bir proje ve sağlam bir inşaat için olmayacak. İş sahibi, hatalı ve eksik olduğunu bile bile binayı bildiği gibi ve işine geldiği gibi yapmış olacak. Yaşanacak bir depremde bu ve bunun gibi binalar yıkıldığında da ortaya çıkacak can ve mal kayıpları için depremi ve kaderimizi suçlamaya ve “sadece üzülmeye” devam edeceğiz.

    Bunları yazarken, aklıma Van depreminde yıkılan ve içlerinde dünyanın dört bir yanından yardıma gelenlerin de bulunduğu onlarca insanın altında kaldığı, aşağıda resmi bulunan otel geldi. O otelin yapımında sorumluluğu olanlar, sadece kendi insanlarının değil, dünyanın öbür ucundan kendilerine yardıma gelenlerin de ölümüne sebep oldular. Ama biz yine de ders almamakta ısrar ediyor ve aynı hataları tekrar edip duruyoruz. Yaşananlardan ders almamız ve aynı felaketlere bir daha sebep olmamamız için acaba başımıza daha ne gelmesi gerekiyor, bilmiyorum.

van depremi, bayram oteli

Beğendiyseniz paylaşın.

2 Yorum

  1. Muzaffer İşlek Muzaffer İşlek

    Emeğinize sağlık serbest bey maalesef bende okuduktan sonra canım sıkıldı sanırım bizim mesleğin gerçeklerine ve kurallarına meslektaşlarımız dahil kimse inanmıyor hatta hesaplarımızın bile yanlış olduğuna Betonarme ve Statik kuralların uydurma olduğuna artık kanaat getirmeye başladım

  2. […] çalıştığım bir işin sahibinden gelen telefonda duyduklarımla büsbütün umudumu yitirdim (Ne Zaman Ders Alacağız?). Ve anladım ki, daha uzun yıllar, yaşanacak her depremde bu yıkım ve can kayıplarını […]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir