İçeriğe geç

İnşaatlarda Yapılan Büyük Hatalar

     Nispeten büyüklüğü küçük olan depremlerin dahi meydana getirdiği büyük yıkım ve hasarların, nerdeyse bir şehrin kaderini değiştirdiğine sık sık şahit olduğumuz halde ne yazık ki her zaman olduğu gibi bu yaşananlardan hiç ders almadan inşaatlarımızda büyük hatalar yapmaya ve aynı yanlışları tekrarlamaya devam ediyoruz. Bu şekilde inşaat yaparak, gelecekte her an oluşması muhtemel bir depremde yaşanacak büyük felaket ve trajedilere sebebiyet vereceğimizi artık anlamamız gerekiyor.

     Bir inşaat mühendisi olarak, yapılan özel bina inşatlarında tespit ettiğim; binanın sağlamlığını ve deprem dayanımını doğrudan etkileyen büyük hatalardan bahsetmek istiyorum.

1- KULLANILAN DEMIRIN SINIFI

     Türkiye’de üretilen demirlerin evsafını belirleyen TS 708 standardı vardır. Bu standart en son 2016 yılında yenilendi. Bu standarda göre, üretim yöntemi (sıcak hadde veya soğukta işleme) ve niteliğine göre altı değişik sınıfta demir üretilmektedir. Bu sınıflara, demirin niteliğini ve üretim yöntemini belirtecek şekilde isimler verilmiştir. Ancak ne var ki TS 708 yenilendiğinde bu isimler de değişmiştir. Aşağıdaki tabloda TS 708’in farklı versiyonlarında demir sınıflarına verilen isimler görülmektedir.

      Ayrıca aynı standart gereğince, inşaat demiri, her sınıf için farklı nervür desenleriyle üretilmektedir. Böylece biz nervür deseninden demirin hangi sınıf olduğunu anlayabiliriz. TS 708’de demir sınıfına göre nervür desenini gösteren tablo aşağıdadır.

     En son 2007’de yenilenen Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmeliğin 3.2.5.3. maddesinde;

     “Etriye ve çiroz donatısı ile döşeme donatısı dışında, nervürsüz donatı çeliği (S220) kullanılamaz. Ayrıca, 3.2.5.4’te belirtilen elemanlar (Kirişli sistemlerin döşemeleri, kirişsiz döşemeler, dişli döşeme tablaları, etriyeler, bodrum katların çevresindeki dış perde duvarlarının gövdeleri, deprem yüklerinin tümünün bina yüksekliği boyunca perdeler tarafından taşındığı ve 3.6.1.2’de Denk.(3.14) ile verilen koşulların her ikisinin de sağlandığı binaların perde gövdeleri) hariç olmak üzere, betonarme taşıyıcı sistem elemanlarında S420’den daha yüksek dayanımlı donatı çeliği kullanılmayacaktır.” denilmektedir. (İtalik ve parantez içerisindeki cümleler, açıklama için benim tarafımdan konulan cümlelerdir.) Bunun anlamı şudur; kolonlarda, kirişlerde, nervür kirişlerinde, perde betonların uç bölgelerinde, temel kirişlerinde, tekil temellerde, bağ kirişlerinde ve radye döşemelerde (etriyeler hariç) S420’den başka demir kullanılamaz. Ayrıca bu sene yayınlanan ve 2019’da yürürlüğe girecek olan Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği, Madde 17.2.17’de, yerinde dökme betonarme binalarda, TS 708’de tanımlanan B420C ve S420 sınıfları dışında donatı çeliği kullanılamaz denilmektedir. Ancak benim, yaptığım gözlemlerde özel bina inşaatlarında sık sık B500 demiri kullanıldığını tespit ettim. Bu durum bina için iki büyük sakınca doğurmaktadır. Şöyle ki;

     Birincisi; binanın yapısal analizi ve bunun sonucunda betonarme projeleri yönetmelik gereği S420 demirine göre yapıldığından, binanın deprem yükü altında tasarlanan esnek davranışı gösterebilmesi için gerekli demir miktarı da S420 demirine göre belirlenmektedir. İnşaatta S420 demiri yerine B500 demiri kullanıldığında bina, deprem anında beklenen esnek davranışı gösteremeyecek ve hasar görecek, belki de yıkılacaktır.

     İkincisi; betonarme binalarda, deprem yükleri veya normal yükler altında, taşıma gücü aşıldığında, betonarme elemanlarındaki (kolon, kiriş, perde vb.) kırılmanın yavaş ve esnek olması istenir. Bu da betonarme yapı elemanının içerisindeki demirin taşıma gücünü betondan önce kaybetmesi ile sağlanır. Yapılan betonarme projelerde de bu kural gereği gerekli demir miktarının belirli bir değeri aşmaması sağlanır. (Bu kuraldan ayrıca şunu anlıyoruz ki; gereğinden fazla demir kullanmak da tehlikelidir.) Bu durumda S420 demirine göre hesaplanan demir miktarı kadar B500 demiri kullandığınızda, B500 demirinin dayanımı S420 demirinden daha büyük olduğundan, betonarme yapı elemanında taşıma gücü aşıldığında, demirden önce betonda göçme olur ki; bu da ani yıkılmalara sebebiyet verir. Birinci durumda, yani betondan önce demirin taşıma gücünü kaybetmesi durumunda, bina tümüyle yıkılmadan önce kolon, kiriş ve döşemelerde çatlaklar oluşur. Bu da yıkılmanın veya hasarın fark edilmesine ve binanın tahliye edilmesine imkân verir. İkincisinde, yani demirden önce betonun taşıma gücünü kaybetmesi durumunda ise, bina aniden yıkılmaya başlar ki; bu da büyük can kayıplarına sebebiyet verir.

2- KOLON FİLİZ BOYLARI

     TS500-2000 standardına göre kolonların filiz boyu (genel olarak bindirmeli ek boyu) kullanılan demir ve betonun niteliklerine göre belirlenmektedir. S420 demiri ve C20 beton için filiz boyu (veya bindirmeli ek boyu) demir çapının yaklaşık 62 katından az olmamalıdır. Buna göre 14’lük demir için filiz boyu en az 90 cm, 16’lık demir için en az 100 cm, 18’lik demir için ise en az 115 cm olmalıdır.

     Buna rağmen uygulamada, genellikle demir fire vermesin diye, yukarıdaki kural dikkate alınmadan filiz boyları kısa bırakılmaktadır. Bu da katlar arasında kolonların bağlantılarını zayıflatmaktadır. Böylece herhangi bir depremde kolonlar alt kata bağlandığı yerden kopmakta ve binanın yıkılmasına sebebiyet vermektedir. Hâlbuki ortalama büyüklükteki bir inşatta oluşabilecek demir firesi en fazla 400-500 Kg’dır. Bununla beraber iyi bir planlamayla, boy demirden artan parçalar binanın farklı yerlerinde değerlendirilerek fire miktarı oldukça düşürülebilmektedir. Kaldı ki fireye çıkan demirin bedeli hiç bir zaman binayı tehlikeye atmaya değmez.

3- ASMOLEN DÖŞEME KALINLIKLARI

     Binalarda, mimari planlama rahatlığı, ses ve ısı izolasyonu, kalıp işçiliği ve düzgün bir tavan elde edilmesi gibi nedenlerle asmolenli döşeme yapılması yaygın bir uygulamadır. Ne var ki; asmolen döşeme yapılırken hem proje safhasında hem de uygulamada uyulması gereken kurallar vardır. Asmolen döşemenin toplam kalınlığını da ana taşıyıcı kiriş kalınlığı belirlemektedir. Yine Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmeliğin 3.4.1-b maddesine göre kiriş yüksekliği 30 cm’den az olamaz. Bunun yanında asmolenli döşemlerde asmolenler üzerine dökülecek beton kalınlığı ya 5 cm ya da 7 cm olmalıdır. Beton kalınlığı 7 cm’den büyük olduğu zaman ise ekonomik olmamaktadır. Bu durumda kullanılacak asmolenlerin yüksekliği en az 23 cm veya 25 cm olmalıdır. Ancak piyasada, genellikle belirli bir standarda uymayan atölyelerde üretilen asmolenlerin çoğunun yüksekliği ya 18 cm ya da 20 cm olmaktadır. Bunun üzerine genellikle 7 cm beton dökülmektedir. Ortaya çıkan sonuca göre de taşıyıcı kirişlerin yüksekliği en fazla 27 cm olmaktadır. Bu da yönetmeliğe aykırıdır ve tehlikelidir. Doğru ve ekonomik olan ise yüksekliği 25 cm olan asmolen kullanıp üzerine 5 cm veya 7 cm beton dökerek oluşturulan asmolenli döşemedir.

4- TEMEL KAZISI

     Yaşadığım çevrede yaptığım gözlemlerde, nerdeyse yapılan özel binaların hiç birinde doğru dürüst temel kazısı yapılmadığını görüyorum. Bina yapılacak yer basitçe sıyrıldıktan sonra (teraziye bile getirmeden) üzerine çakıl serilip bunun üzerine temel oturtulmaktadır. Bu ise bina için birçok sakınca doğurmaktadır.

     Birincisi; binanın taşıyıcı sisteminin en önemli unsuru olan temeli sağlam zemine oturtmamış ve dışarıda bırakmakla dış etkilere maruz bırakmış oluyoruz. Hâlbuki mutlaka sağlam zemine ulaşıncaya kadar (zemine etüt raporunda belirtilen derinliğe kadar) kazı yapmak şarttır.

     İkincisi; Bina temeli dışarıda kaldığından, bina cephesinde çıkıntı yapmaması için genellikle, kolonlar temel kirişinin kenarına yerleştirilir. Bu da temel kirişinin aksına göre bir eksantirisite ortaya çıkararak ilave burulma etkilerinin oluşmasına neden olur. Ayrıca temel altındaki zemin gerilmelerinin düzensiz dağılımına sebebiyet verir. Doğru olanı kolonu temel kirişinin tam ortasına koymaktır.

5- KOMŞU BİNA İLE ARADA BOŞLUK BIRAKMA

       Yan yana bitişik yapılan binaların nerdeyse tamamı arada herhangi bir boşluk bırakılmadan ve kat seviyelerine dikkat edilmeden yapılmaktadır. Bu durum ise depremde her iki bina için de büyük tehlike oluşturmaktadır.

     Deprem sırasında binalar kat hizalarında ileri-geri hareket ederler. Bu hareketler milimetre veya en çok santimetre mertebesindedir. Ancak hareketin miktarı binanın yapısına ve sağlamlığına göre değişmektedir. Bundan dolayı yan yana bitişik yapılan binalarda bu duruma dikkat etmek gerekiyor. Çünkü bitişik ve kat seviyeleri aynı olmayan binalar deprem anında sallandıklarında, çekiçleme etkisi dediğimiz, birbirinin kolonlarına çarparak kırarlar. Bu da, belki normal durumda depremde yıkılmayacak bir binanın diğer binanın kolonlarına çarpması sonucu kolonlarının kırılarak yıkılmasına sebep olur. Bundan dolayı bitişik binaların kat hizalarını aynı yapmalı ve mutlaka aralarında en az 5 cm boşluk bırakılmalıdır.

* Yazı, yeni yayınlanan Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğine göre 13.08.2018 tarihinde güncellenmiştir.

Beğendiyseniz paylaşın.

5 Yorum

  1. Muzaffer İşlek Muzaffer İşlek

    Serbest bey bu tespitler bile facia iken maalesef bu sadece bir kaçı emin olun bu liste uzadıkça uzar elinize 2007 deprem yönetmenliğini alın ve bir binanın karşısına geçin istediğin binayı seç beğen acaba yönetmeliğe uyan bir tek kural bulunuyorum acaba sanmıyorum

    • Kesinlikle haklısınız. Ben sadece en sık yapılan ama sonuçları itibariyle önemli olan hataları sıraladım.

  2. Cihat YILDIRIM-İnş. Yük Müh. Cihat YILDIRIM-İnş. Yük Müh.

    Serbest bey abi esselamun aleyküm. Bildiğiniz üzere, son 4 yıldır yurtdışındayım bu nedenle bölge deki çalışmaları takip edemiyorum ancak bu konuda paylaşımlarınız benim için çok faydalı olmaktadır. Siz ve sizin gibi bölgemizin inş. müh anlamında duayen insanı sayın Doç.Dr. İdris BEDİRHANOĞLU hocamınız da desteğini alarak bu platformda bir nebze olsun bizleri bilinçlendirmek çok yararlı ve sevaplı olacaktır. 2 konu var bunları ileri ki aşamalarda yer vermenizi rica edeceğim.

    1.cisi-Bölgemizin yarası olan bir konu var ” Ağır Asmolen Yapılar”. CAD programlarınca başarılı olduğumuz ve herşeyin OK ! olarak çıktı aldığımız asmolen yapılar gerçekte ne kadar sağlıklı!. Yapı mühendisliği bilimi; yükleri tahmin edilen ve kabuller ile yapı yapma sanatıdır. Bu nedenle; pratik olarak fizikçe ; F= m.a…. yani Ağır yapı= Aşırı sismik yük demektir. Bu yükleri karşılayacak perde elemanlar hakkında konuşmak isterim. Asmolen yapılarda kullanılması gereken bir perde oranı olmalı ( Şırnak için %1.5 ila % 2 arasında her iki yönde ) . DBYYHY-2007 kat sayısına göre değişen bir oran var ama bu konu üzerinde bence çalışılmalı. Bu konuyu gündeme almanızı rica edeceğim.

    2.cisi-Bunun dışında da bina kalitesi ve yapılan tasarım hataları özellikle mimari plan kaygısıyla yapılan ciddi geometrik yapı hataları ( yapının burulması, yanal sismik yükleri iletelebilecek rijit döşeme diyafram eksikliği !, zayıf kat vs..) beton kalitesi bakımı, işçilik, proje hataları, uygulama& proje uyumsuzluğu, aşırı çıkmalar, yapı ağırlığının gereksiz arttırılması vs.. anlamında sıralanabilecek daha bir çok konu daha var. Bu konuyu da yeri geldiğinde gündeme almanızı rica edeceğim.

    Tekrardan teşekkür ederiz sizi beğeni ile takip ediyoruz. Ayrıca; İleri de Çelik Yapılar ile ilgili paylaşımlarınızı da bekliyoruz.

    Mekke-i Mükerreme’ den tüm meslektaşlarıma muhabbetle selam ve dua ederim. Allah’a emanet olunuz.

    • Merhaba Cihat Bey,

      Sizin gibi değerli mühendislerin yazılarım hakkındaki olumlu yorumlarının benim için bir motivasyon kaynağı olduğunu belirtmek isterim. Bunun için teşekkür ederim.

      Bölgemizin değerli akademisyeni Idris hocamızla görüşüyoruz. En son, Şırnak Üniversitesindeki güzel bir seminerinde görüşme fırsatım olmuştu.

      Bahsettiğiniz konuları ilk firsatta yazacağım. Çelik yapılar konusunda ise yazmak istediklerimi çoktan listelemiştim. Özellikle 2016’da yürürlüğe giren yeni çelik yapılar yönetmeliği uygulamalarına yönelik yazmak istediklerim var.

      Işlerinizde başarılar dilerim. Görüşmek dileğiyle.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir