İçeriğe geç

Toplumları Mahveden Yedi Şey

Günümüz toplumlarında sıkça rastlanan, siyasi ve sosyal koşullarla ortaya çıkan, yaşadığımız coğrafyada ve toplumda neredeyse çoğunluğun yaşam tarzı ve amacı haline gelmiş bazı şeyler vardır ki, toplumu yozlaştırmakta ve giderek mahvetmektedir. Stephen R. Covey, Varlık Yayınları tarafından yayınlanan İlke Merkezli Liderlik adlı kitabında, Mahatma Gandhi’den alıntılayarak aktardığı ve “Yedi Ölümcül Günah” diye adlandırdığı bu yıkıcı durumları şöyle açıklamaktadır:

  • Çalışmadan zenginlik. Bu, bir şeyi yok pahasına elde etmek; çalışmak veya katma değer yaratmak zorunda kalmamak için piyasayı ve varlıkları manipüle etmek, insanları ve nesneleri kendi çıkarları için kullanmak anlamına gelir. Günümüze çalışmadan servet edinmek, vergi vermeden para kazanmak, payına düşen mali yükümlülüğü üstlenmeden karşılıksız devlet programlarından faydalanmak ve hiçbir risk ve sorumluluk almadan bir şirket hissedarlığı veya ülke vatandaşlığının ayrıcalıklarından yaralanmak üzerine kurulmuş meslekler var.

(Eminim ki bu durum, size de çok tanıdık gelmiştir. Çünkü nerdeyse herkes hayatı boyunca böyle fırsatlar kollar ve her yerde bu durumdan yararlanan insanlar görmek mümkündür.)

Bazen ‘açgözlülüğün on yılı’ olarak da adlandırılan 1980’lerde gördüğümüz dolandırıcılık tezgahlarının kaçı esasen çabucak köşeyi dönme entrikaları veya uygulayanlara “bunun için çalışmana gerek bile yok!” vaadinde bulunan spekülasyonlardı?

Bazı pazarlama ağları ve saadet zinciri organizasyonları (…) ile kimi insanlar çalışmadan kendilerini alttan besleyen bir yapı oluşturarak çabucak zengin oluyorlar. Bunlar sapına kadar akla uygun hale getiriliyor; yine de ezici duygusal güdü çoğunlukla açgözlülük(tür.) (Slogan da şudur): “Çok çalışmadan zengin olabilirsiniz. İlk başlarda çalışmanız gerekebilir, ama kısa zamanda çalışmadan servet edinebilirsiniz.” …

  • Vicdan olmadan zevk. Olgunlaşmamış, açgözlü, bencil ve zevk düşkünlerinin başlıca soruları her zaman şunlar olmuştur: “Bundan benim payıma düşen ne? Hoşuma gider mi? İşimi kolaylaştırır mı?” Son zamanlarda bir çok kişi bu zevkleri vicdan veya sorumluluk duygusu olmaksızın yaşamak istiyor, hatta bildiğini okumak adına eşiyle çocuklarını ihmal ya da terk ediyor. Ama bağımsızlık, var oluşun en olgun hali değildir; en ileri ve olgun hal olan karşılıklı bağımlılığa giden yolun ortasındaki bir pozisyondur sadece. Aşmamız gereken zorluk, vermeyi ve almayı, sadece kendini düşünerek yaşamamayı, duyarlı ve düşünceli olmayı öğrenmektir. Aksi taktirde zevk veren etkinliklerimizde sosyal sorumluluk ve veya hesap verebilirlik duygusu olmaz.

Zaman ve para bakımından, itibar bakımından, kısa vadede kendini tatmin etmek ve haz duymak isteyenlerden kötü etkilenen insanların kalp ve zihinlerinde açılan yaralar bakımından ölçüldüğünde, vicdan olmadan haz almanın nihai maliyeti çok yüksektir. …

  • Karakter olmadan bilgi. Sağlam, ilkeli bir karakter olmadan bilgi çokluğu, bilgi azlığı kadar tehlikeli, hatta ondan da tehlikelidir. (Son zamanlarda bu insanlardan ne kadar çok var etrafta, öğle değil mi?) Yeterli içsel karakter gelişimi olmadan sadece entelektüel bakımdan gelişmiş olmak, uyuşturucu almış bir gencin eline güçlü bir spor araba vermeye benzer. Ne var ki akademik dünyada gençlerin karakter gelişimine odaklanmamakla yaptığımız, tam da budur.

  • Ahlak (etik) olmadan ticaret (iş). … Ahlak temelini yok sayıp ekonomik sistemlerin o temel ve sürekli eğitim olmadan işlemesine izin verirsek, kısa zamanda ahlak dışı, hatta ahlaksız bir toplum ve iş dünyası yaratırız. Ekonomik ve siyasi sistemler sonuçta ahlaki bir temele dayanır.

  • İnsanlık olmadan bilim. Bilim, teknik ve teknolojiden ibaret hale gelirse, insanlığa karşı insan anlayışıyla hızla yozlaşır. Teknolojiler, bilimin paradigmalarından doğar. Teknolojinin hizmet etmeye çabaladığı daha yüksek insancıl amaçlarla ilgili yeterli bir anlayış yoksa, kendi teknokrasimizin kurbanı oluruz. Bunun dışında, insanlık denen basamağının eksik olmasına ve yanlış duvara dayanmasına rağmen bilimsel başarı merdivenine tırmanan yüksek eğitimli insanlar görürüz.

Şimdiye dek yaşamış bilim insanlarının çoğu bugün hala hayatta ve dünyada bilimsel ve teknolojik bir patlamaya neden oldular. Ama bütün yaptıkları teknolojiyi eski sorunların üzerine oturtmaksa, temelde hiçbir şey değişmez. Bilim alanında bir evrim, ara sıra bir “devrim” görebiliriz, ama insanlık olmadan çok az gerçek anlamda insani gelişme görürüz. Eskiden beri var olan bütün eşitsizlik ve adaletsizlikler hala devam ediyor.

….

  • Fedakarlık olmadan din. Fedakarlık olmadan bir dini(n) (…) aktif üyesi olabilir, ama vaaz ettiği temel ilkelere göre davranmakta atıl kalabiliriz. Başka bir değişle, dinin sosyal vitrinini ve dindarlığın saygınlığını hedefleriz. (Şimdilerde bu duruma da çok rastlanıyor. Çünkü çok para ediyor.) Ama insanların yanında yer almaz, fazladan çaba sarf ederek sonuçta ekonomik sistemimizi çökertecek toplumsal sorunlarla uğraşmayız. Başaklarının ihtiyaçlarına hizmet etmek fedakarlık ister; diğer şeylerin yanı sıra, kendi gururumuz ve önyargılarımızdan da fedakarlık etmemiz gerekir.

  • İlkeler olmadan siyaset. … Kişilik etiğine odaklanma, sosyal ve ekonomik piyasada iyi satan bir imajın anlık yaratımıdır.

Oy toplamak ve başa geçmek amacıyla, yüzeysel ve özden yoksun olsa da bir imaj yaratmaya milyonlarca dolar harcayan politikacıları görüyoruz. …

Ama ilkelerden bağımsız olan siyasi iradenin ardında hasta bir toplumsal irade varsa, çarpık değerleri olan çok hasta bir kurum veya toplumla karşı karşıya kalabilirsiniz. (Bu durum da çok tanıdık, öğle değil mi?) …

* Stephen R. Covey’in Varlık Yayınları tarafından yayınlanan İlke Merkezli Liderlik kitabından derlenmiştir. Konu başlığı çerçevesinde bazı cümleler tarafımdan düzenlenmiştir. Bana ait ilaveler parantez içerisine alınmıştır.

Beğendiyseniz paylaşın.

3 Yorum

  1. Cihat YILDIRIM-İnş. Yük. Müh. - ( Mekke-i Mükerreme ) Cihat YILDIRIM-İnş. Yük. Müh. - ( Mekke-i Mükerreme )

    Selamlar Serbest Bey abi;
    Tebrik ederim hayata dair güzel bir makale ve parantez içerisindeki tespitleriniz ise oldukça yerinde .

  2. Taybet Taybet

    Kesinlikle katılıyorum en kötüsü de artık bunları normal karşılamamız

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir